|
|
TARIH : 12/25/2009 7:53:20 AM |
EKLEYEN : ZÜLFİKAR BAL |
MAIL : |
*
BEN BİR ALEVİYİM. AMA!
60 yaşında bir aleviyim. Köyüm çok uzaklarda, yüksek dağların başında yüzyıllar önce kurulmuş bir alevi köyü. Hayatımın ilk 8 yılı köyümde geçti.25 yıl Ankara da yaşadım. 1980 yılından sonrada bursa da yaşıyorum. Bu yaşıma kadar Alevilik hakkında genel bilgilerim oldu.
Ama bu yaşıma kadar Aleviliği yaşamadım. Yaşayamadım. Alevi geleneklerini, usul, kural ve esaslarını öğrenemedim. Muharrem ayında oruçta tutmadım. Cem törenlerine katılmadım. Alevi derneklerinde çok fazla bulunmadım. Ama ben bir aleviyim.
Alevi kimliğimi hiçbir zaman, hiçbir yerde saklamadım, gizlemedim. Ama saklayan gizleyen çok alevi gördüm. İstemediği halde cuma namazlarına, giden, ramazan ayında oruç tutan, ya da tutuyor gözüken Alevileri çok gördüm. Hiç şüphesiz ki, alevi olduğunu gizlemeyen cesur yürekli, gizleyende korkak yürekli değildi. Ama gördüklerim yaşadıklarım gerçekti
Korkunun, korkaklığın, ürkekliğin, çekingenliğin, gizliliğin sebebi, kaynağı neydi? Kerbelada ehlibeyti neden susuz bıraktılar? Neden yüz yıllarca Alevilere kıyıp zulmettiler? Neden pir sulatanı astılar? Neden Sivas ta 37 canı yaktılar? Neden asılsız iftiralar attılar? Neydi Alevilerin suçları kabahatleri? Neydi?
Gayri Müslimler ülkemizde ibadethanelerinde, ibadetlerini özgürce yaparlarken, aleviler kendi ülkesinde ibadetlerini neden özgürce yapamıyorlardı? Neden Alevi köylerine, cem evleri değil de, camiler yapılıyordu? Ve neden bunda ısrar ediliyordu?
Zaman durmuyordu, geriye değil ileriye doğru akıyordu. Yaşam şartları Alevileri zorladı. Gurbete (büyük şehirlere) yolculuk başladı.
Dağ köylerinde yaşayan aleviler, şehre indiler. İnmek zorunda kaldılar. Kabuklarını kırdılar, korkularını yendiler, derneklerini kurdular? Cem evlerini yaptılar. Kıyımlara, zulümlere, asmalara, yakmalara boyun eğmediler. Pes etmediler. Yılmadılar. Erenler yolundan dönmediler. Haklarını aradılar. Yüz binleri alanlara topladılar. Devleti yönetenler, çoğunlukta olanlar, gördüler, görmezlikten gelemediler.
24.12.2009 tarihinde muharrem ayında Erzincan ilinde, valimizin açış konuşmasını yaptığı devlet televizyonu TRT 1 in tarihinde ilk kez naklen verdiği, cem törenlerini izledim. Cemde yapılan duaları, duazları, deyişleri, dinledim. Ceme katılan dedelerimizi, kadınlarımızı, erkeklerimizi, gençlerimizi gördüm. İzlemek, görmek, anlatmak hiç kalır. O anı yaşamak gerek. Hissetmek gerek. Yürekten inanmak gerek. İnandım, o anı yaşadım ve hissettim. Bambaşka bir dünyanın içinde buldum kendimi. Ordaydım, onların arasındaydım. Onlardan biriydim. Onlarla duygulandım, onlarla ağladım. Her şeyiyle, ama her şeyiyle çok farklı bir inançtı, çok farklı bir kültürdü, çok farklı bir ibadetti. Renkliydi, coşkuluydu, duygu yüklüydü.
Acaba diyorum. Tarih boyunca çoğunlukta olanları, gücü elinde bulunduranları, korkutanları, katledenleri, susuz bırakanları, zulmedenleri, yakanları, asanları, korkutan asıl gerçek cem evlerimiydi? Kadınıyla erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla hep birlikte yapılan sazlı, sözlü, semahlı cemler miydi? Tarih boyunca Görmek, yada göstermek istemedikleri Alevilerin cemleri ve cem evlerimiydi?
|
TARIH : 12/23/2009 12:19:02 PM |
EKLEYEN : ismet alpay |
MAIL : |
*
Zülüfükar kardeşim sizi canı yürekten tebrik ediyorum.senelerdir içimizde kangiren olmuş bir yaraya parmak bastınız.şöleki köy estütüleri kapanmasaydı,1-göç olayı yaşanmıyacaktı,2-ziraat teknisyenleri hangi toprakta ne tür ürünlerin yetiyecegegini analiz edip köylüyü bilinçlendirip yönlendirecekti,diger taraftan her türlü sanaatkarlar yine köy enstütülerinden yetişecek,bulunduğu yöreye her türlü canlılığı getirecek,küçük kobiler halinde,yaşam damarlarımıza kan verecekti.3-bu durumu fark eden ezeli ve ebedi düşmanlarımız buna seyirci kalamazdı.4-hemen harekete gectiler o günkü kukla yöneticileri kandırıp bu projenin bir kominist projesi olduğunu,bunların derhal kapatılması gerektiğini söylediler
geleceği göremiyen kuş beyinli yöneticiler bu yalanlara inanarak
köy enstütülerini kapattılar.5- sonuç olarak Türkiye bunun bedelini çok ağır ödedi,dünyada bir eşi daha bulunmayan,botanik behcesi ülkemizde tarım durdu, hayvancılık yok edildi,bu durumdan
bizar olan köylü ,bilinçsizlikle büyük şehirlere göç etmeye başladı
6-Üretici durumundan tüketici durumuna düştü,bundan büyük şehirlerdeki şaşıyan insanlarda nasibini aldı.Tarım ve hayvan cılıkla bize bağımlı olması gereken ülkelere biz bağımlı olduk.
7-Yinede çok geç kalmış sayılmayız
kan ve göz yaşıla kurulmuş olan bu cumhuriyet, bu olumsuz gelişmelerinde üstesinden gelecektir.bu hususta daha çok yazılacak konular var.şimdilik hoşca kalın. selam ve sayğılar. |
TARIH : 12/22/2009 4:34:36 AM |
EKLEYEN : ZÜLFİKAR BAL |
MAIL : |
*
KÖYÜM MURSAL’IN
YERİ, YERLEŞİMİ, KÖYLÜLERİ VE YAŞAM KOŞULLARI
Çok uzaklarda, yüksek yaylalarda, uzun kış aylarında kardan yolların kesildiği yerdir MURSAL’IM
Yama dağının eteğinde, buz gibi suların kaynağında, çayırın çimenin yeşerdiği, büyük derenin çağladığı yerdir MURSAL’IM
Divriği’den çıkıp MURSALA gidince, erşin, bahtiyar, venk, sören, vazıldan, ürük köylerini geçince, derin derenin kaşa çıkınca, görünen yerdir MURSALIM
Çok değil 55 sene önceki yaşadığım gördüğüm MURSAL’ı anlatayım.
MURSALIN Evleri kerpiç ile taştan örülmüştür.Tavanları söğüt ve ardıçla ağacıyla örtülmüş, üstüne toprak atılmıştır. Duvarları kara çamurla sıvanmış, yüzü ağ toprakla boyanmıştır.
Yağmurlarda akmasın diye dambaşıların üstüne loğ koyulmuştur.
Yün çorap üstünden çarıklar giyilmiş, çarıklar yırtılınca da sırımla örülmüştür.
Tarlalar kara sabanla sürülmüştür. Analar tarlada doğurmuş, bebekler öllüğe belenmiştir. Ekinler, otlar, yoncalar, orakla derilmiş, dağlardan, geven, çaşır, toplanmış, at, eşek, katır sırtında taşınmıştır. Kütük üstünde ot, yonca ( alaf ) doğranmış musurlarda hayvanlar yemlenmiştir. Çıra ışığında oturulmuş, tezek ateşinde yemek pişirilmiş ocak başında yenilmiştir.
Doktor, hemşire, okul, öğretmen, telefon, elektrik olmamıştır. Devletin, koruyucu gücü, güler yüzü, yardımı desteği olmamıştır. Ama korkutucu gücü olmuştur. Analar çocuklarını jenderme geliyi diye korkutur olmuştur.
Arpayı, buğdayı, peyniri, çökeliği, satmak, çayını, şekerini, tuzunu, kaz yağını, basmasını kumaşını almak için, hayvan sırtında 35 kilometre uzaktaki şehere gitmiştir. Canın yongası olan malını davarını tacirlere ucuza satılmıştır. Öyle çok ki yazılacaklar, sayfalar dolusu tutar yinede bitmez.
Mursal köylüsü, yani milletin efendisi, sefaletten, cehaletten kurtulmak için, çalışıp para kazanmak için, çocuklarını okutup istikbalini kurtarmak için, göz yaşları içinde düşmüştür gurbetin yoluna. Kolay değildir köyden kopmak, baba ocağını, doğup büyüdüğü yeri terk etmek. Kolay değildir gurbet elde gurbetin kahrını çekmek. Buna rağmen köyünü terk edenler hızla çoğaldı. Kısa sürede köyler boşaldı. Köyde ocaklar tütmez oldu, kerpiçten, taştan yapılan evler birer, birer yıkıldı. harabeye döndü. Bir ev orda bir ev şurada kaldı. işte tam da böyle bir ortamda, köyümüzün köylü genci, ali kızıl tuğ efkarlandı aldı sazı eline asri gurbet harap ettin köyümü, dedi. Zamanla türkü duyuldu. Anadolu’ya yayıldı.
Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk köylüsünün ebedi ve ezeli bir düşmanı vardır. O düşman köy enstitülerini kapatmıştır. O düşman Türk köylüsünü köyünden, toprağından koparmıştır.
Azıcık düşünün, köy enstitüleri kapanmasaydı, köylerimiz boşalmasaydı. Türkiye’nin gücüne güç yeter miydi? O düşman Türkiye ile baş edebilir miydi? O düşman bunu çoook önceden görmüş ve anlamıştı. yapacağı en büyük düşmanlığı ve kötülüğü yaptı. kolay değildir atalarımızın kanıyla canıyla kurduğu Türkiye cumhuriyeti devletini kolayca parçalayıp yok etmek. Kolay değildir içten yıkıp çökertmek, düşman bunun farkında olduğu için sinsi planını sabırla, bıkmadan yılmadan amacına ulaşıncaya kadar uygulamaya devam edecektir. Ediyor da
Türkiye sahipsiz kalmayacaktır. bir gün, düşmandan daha ileriyi görecek, gerekli, önlemleri alacak gerçek bir lider çıkacaktır.
|
TARIH : 12/21/2009 12:23:58 PM |
EKLEYEN : MUSTAFA |
MAIL : |
*
YUNUSGİLLER'DEN MİKAİL ERDOĞAN İSTANBUL'DA VEFAT ETMİŞ BULUNMAKTADAIR.TÜM YAKINLARINA, AKRABA VE SEVENLERİNE SABIR VE BAŞ SAĞLIĞI DİLİYORUM.HEPİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN.
MUSTAFA YUNUSOĞLU (MURSAL COM )
|
TARIH : 12/21/2009 11:43:54 AM |
EKLEYEN : Musa |
MAIL : |
*
Mursal Köyü'nden Mikail Erdogan bugün vefat etmiştir. Cenazesi 22.12.2009 (yarın) Avcılar - Parsaller ( Mustafa Kemal Paşa Mah. Cami )'den öğlen namazından sonra Esenyurt'ta defnedilecektir. Katılmak isteyen kişiler aşağıdaki cep telefonlarından bilgi alabilirler.
0535 934 71 15 ( Mustafa Erdoğan - Abisi )
0532 321 40 32 ( Bahattin Erdoğan - Amcası )
Lütfen bu elim haberi sizinle bağlantıda bulunan tüm Mursal Köy halkına ulaştırınız.
Teşekkürler.
MUSA ERDOGAN ( Yeğeni )
|
TARIH : 12/21/2009 5:06:04 AM |
EKLEYEN : muhsin halis |
MAIL : |
*
Zülfikar Bey,
Yazdıklarıma verdiğiniz cevabı okudum. Eleştiriye açık olmanız ve yazdıklarınızda yanlış anlaşılabilecek birşey varsa doğrusunu anlatmanız çok güzel..Eleştirimin sert kaçtığını kabul ediyorum.. Yazılarınız büyük bir özlemi ve sevgiyi ifade ediyor. Belki duygusallıkla yazılmış bazı sözler yanlış anlaşılıyor veya ben yanlış anlamışım...Olgun tavrınızdan dolayı teşekkürler, sağlıklı günler dilerim... |
TARIH : 12/20/2009 12:00:29 PM |
EKLEYEN : haydar acıkavak |
MAIL : |
*
divriği köylü olduğum için mutluyum köyümü başbakanlık basın yayında 26 sene temsil ettim için grurluyum burası cennetin ta kendisi burdan anahtarı olmayanlara sesleniyorum gelin de görün bu cenneti ikincisi yama dağlarında yaşamınızın son nefesinde alın ki gözleriniz kapaklanıp karnınız şişmesin yediğin iz yemekleri gala boyunun suyunu içerek sindirin ben fatma acıkavakla evlenip köyümün nufusunu 1 kişi de olsa arttırdım |
TARIH : 12/20/2009 5:19:00 AM |
EKLEYEN : Ali Mığı |
MAIL : |
*
slm..mursallılar... sizin köylü ama uzun zamandır Tarsus ta ikamet eden akrabalarım vardır. sızleri tanımak ısterim.. |
TARIH : 12/18/2009 6:14:47 AM |
EKLEYEN : ZÜLFİKAR BAL |
MAIL : |
*
MUHSİN BEYİN SERT ELEŞTİRİSİNE CEVAPTIR.
Öncelikle yazımı okuduğunuz ve eleştiri yazdığınız için teşekkür ediyorum. Yazılarımdaki duyguları, düşünceleri sanırım yanlış anlamış veya ben yanlış anlatmış olabilirim. Köyle ilgili yazılarımın içeriği asla sizin algıladığınız ve ifade ettiğiniz duygu ve düşünceyle yazılmamıştır.
Köyümüzden hiç ayrılmamış olan köylülerimize, sonradan köyümüze ev yapan köylülerimize, gencine, yaşlısına sevgim, saygım, özlemim sonsuzdur.
Genelde insanların, özelde köylülerimizin yaşam biçimleri, onların zenginlikleri, fakirlikleri, soğukkanlı ya da sıcakkanlı oluşları hakkında yorum yapmak, eleştiride bulunmak ne hakkımdır. Ne yetkimdir. Nede haddimdir. Konuyla ilgili yazımın, bir kelimesi, bir cümlesi sizin anladığınız şekilde yanlış anlamaya yada anlaşılmaya sebebiyet verdiyse, en başta sizden, ve sonrada tüm köylülerimizden özür dilemeyi bir borç bilirim.
Köyümüzle ilgi, yazılarımda anlatmaya çalıştığım gerçek, köylülerimizin kıt olanaklarıyla, tabiatın güçlükleriyle, emekleriyle, alın terleriyle çalışmalarıdır. Kendi işlerini kendilerinin yapmalarıdır. toprağı ekip biçmeleri, hayvancılıkla uğraşmalarıdır. Tüm yaşam zorluklarına rağmen Kilerlerinin dolu olmasıdır. Gönüllerinin gözlerinin tok olmasıdır. Yüzlerinin güleç, sofralarının bereketli olmasıdır. Şimdi köyümüzde yaşayanlar geçimlerini topraktan sağlamıyorlar. Ekip biçmiyorlar. Anlatmaya çalıştığım budur. Yoksa doğrudan zenginlikle fakirlikle, soğuklukla sıcaklıkla, alakalı değildir. Köyün ve köylünün yok edilmesidir.
MUHSİN BEY
Köylümüz, çiftçimiz, ziraatçımız korunsaydı, desteklenseydi, hastane, okul, yol, su, elektrik vb. gibi hizmetler köylerimize verilseydi, köylü, köyünü, toprağını, malını davarını terk etmeycekti. Gurbetin yolunu tutmayacaktı. Büyük göç yaşanmayacaktı. Dağımız, taşımız, toprağımız özlenmeyecekti, Hasret ve ayrılık türküleri söylenmeyecek, şiirler, yazılar yazılmayacaktı. Ülkemiz fakirleşmeyecek, işsizlik artmayacaktı.
Beton arma evlere, değişime yeniliğe nasıl karşı olayım. Anlatmaya çalıştığım onlar değil ki. Ama keşke köylü köyünü terk etmeden beton evler yapılmış olsaydı.
Yaptığınız eleştiriyle bu açıklamayı yapma fırsatı verdiğiniz için, size bir kez daha teşekkür ediyorum. Sağlık ve esenlikler diliyorum.
|
TARIH : 12/17/2009 9:27:58 AM |
EKLEYEN : zülfikar bal |
MAIL : |
*
EFKARLIYIM
Tohum ekilen tarlalarımız
Ekin, arpa deren ırgatlarımız
Yaylalarda malımız, davarımız
Yok, olduğu için efkârlıyım
Dağlarımızda gezen kurtlarımız
Sürümüzü koruyan itlerimiz
Kaval çalan çobanlarımız
Yok, olduğu için efkârlıyım
Çift süren babalarımız
İnek, koyun sağan analarımız
Yol yordam öğreten dedelerimiz
Yok, olduğu için öfkarlıyım
Çevirmede cırtınoğlu
Dişlerinde bekonoğlu
Mursalda goconoğlu
Yok, olduğu için efkârlıyım
Düğünlerde davulumuz, zurnamız
Dambaşılarda çekilen halayımız
At sırtında giden gelinimiz
Yok, olduğu için öfkarlıyım
Köylüye destek olmayan, köylüyü korumayan, köylüye hizmet vermeyen, köydeki yoksulluğu, sefaleti, cehaleti yok etmeyen, köylüyü ata yurdundan, baba ocağından, toprağından, malından, mülkünden koparıp sistem utansın.
Köye ve köylüsüne olan sevdayı, özlemi, aşkı özünde yüreğinde hisseden, (menfaatin zerresini, düşünmeden) özüyle ve yüreğiyle paylaşan köylülerime yürekten selam olsun.
|
[<< Geri]
11-20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
[İleri >>]
| |