*
NELER OLUYOR?
Bay Başbakan partisinin il, ilçe, ocak, bucak kongrelerinde durmadan, bıkmadan, usanmadan konuşuyor.
Kafayı CHP’ye takmış. “Bunların geçmişi bereketsiz” “CHP’nin dünü neyse bugünü de o” CHP şöyle, Sayın Baykal böyle vs. vs. vs. Bay Başbakanın lafının önü CHP, sözünün arkası Baykal, çok kızgın gözlerinden ateş püskürüyor. CHP deyince bütün kini açığa çıkıyor. Görüntüsü ve son fotoğrafları bunu gösteriyor gibi.
Bay Başbakan kürsülerde CHP’ye kızgın ve kinli konuşa dursun memlekette bir şeyler oluyor. Bir başka yerlerde birileri bir başka düşlerden söz ediyor.
Bay Başbakan CHP’ ye iş bilmezler, yolsuzlar, yetimin hakkını yiyenler, trilyonları dolandıranlar, askiciler, iskiciler diye nutuklar atarken ekonomi dibe vuruyor.1945’de 2. Dünya Savaşında yüzde 15 küçülen ekonomi, 2009’un ilk yarısında yüzde 13,8 küçülüyor. Ekonomi küçüldükçe işsizlik, yoksulluk, açlık artıyor.
İşsizlik, yoksulluk, açlık halkımızı mutlu ettikçe Bay Başbakanın partisi AKP’de büyüdükçe büyüyor. AKP büyüdükçe Bay Başbakan daha çok konuşuyor.
“Küresel krizi iyi yönetiyoruz. Korkunuz olmasın bu kriz bizim krizimiz değil, bizi teğet geçecek ya da sürtünerek geçecek elbette geçerken hissetmeyeceğimiz kadar küçük bir hasar bırakacak. Türkiye bu krizi en az hasarla atlatacak” cak, cek, cak, cek. Derken yedi yıldır AKP iktidarını yıkmak isteyen hain darbeciler hain planlarıyla tekrar ortaya çıkıyorlar. Darbeci güçler irticayı, Gülen cemaatini ve AKP yi bitirmeyi planlıyorlar”
Vay, vay, vay.
Kıyametler kopuyor.”
Mağduriyetin gözyaşları yedi yıldır sel olup darbecilerin yaktığı ateşleri bir-bir söndürüyor.
Bay Başbakan halkımızın vicdanına sesleniyor. “Bunları yapanları hukukumuzun adaletine şikayet edeceğiz.”
Memleket yedi yıldır bu haberlerle çalkalanıyor. Halkımız açlığını, işsizliğini, yoksulluğunu unutup hain darbecinin imzasını taşıyan belgeyi kutsal cemaat suyu ile yıkanmış medyanın sayfalarından okuyup, ekranlarından izliyor.
Açlık artıyor.
Yoksulluk artıyor.
İşsizlik artıyor.
Darbeciler bir türlü darbe yapamıyor. AKP’de büyücük, büyücük oluyor.
Bu büyücüklüğün gölgesinde Fethullah Gülen Cemaati ABD’den meydan okuyor.
“Bizi kimse yıkamaz.”
“Bunu hayal bile edemezler”
“Gülen hareketinin milyonlarca üyesi ileride Türk halkının azımsanmayacak bir bölümüne yayılacak hayatın her alanında ne kadar örgütlü olduğunu gösterecek.
Bugün belli bir parti, yarın başka bir parti derken ülke içindeki ağlarını ördükçe örecek.”
“Her Türk vatandaşı potansiyel olarak Gülen hareketinin bir parçası olacak vs. vs.”
Aynı günlerde Abant’ta bir platform toplanıyor.
Bu toplantıya hükümet kanadından Bay Bülent Arınç ve Bay Egemen Bağış katılıyor.
Abant toplantıları ülkemizde meşhur mu meşhur. Bu toplantılar Fethullah Gülen’in memleket hasretinden akan gözyaşlarıyla açılıp, burnunu sildiği mendilin kutsallığıyla kapanıyor.
Bu yılki Abant toplantısında “Türkiye’nin demokratikleşme süreci” konusu ele alınarak tartışılacak. Demokrat olmayan bir ülke bir cemaat eliyle nasıl demokratikleştirilecek? Bunlar tartışılıp, görüşülecek ve bir karara bağlanacak.
Bu meşhur toplantıyı Bolu Valisi bir konuşmayla açıyor. Bay Vali bakanların huzurunda öyle bir konuşma yapıyor ki, sanki Türkiye Cumhuriyetinin bir valisi değil, zamanın Bolu Beyi.
Bay Valinin konuşması Bay Bülent Arınç’ı duygulandırıyor. “İşte diyor işte bize böyle valiler gerekli”
Vali beyin gururu okşandıkça duyguları Bay Arınç’ın duygularıyla örtüşüyor.
Abant toplantısından gerekli mesajlar gerekli yerlere ulaşıyor.
Cemaat işlerini kolaylaştıra dursun Kayseri de geçen Mart ayında ilginç bir olay yaşanıyor.
Kayseri 2. Hava İkmal Bakım Merkezi ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Rıdvan Ulugüler adına hazırlanmış sahte emirler komutanlığın elektronik sistemine sokuluyor. Sahte emirlerle komutanlığın Doküman Yayın Sistemine (DYS)de giriliyor.
Askeri Savcılık yürüttüğü soruşturmanın ardından Kayseri Hava İkmal Komutanlığında görevli Astsubaylar Ali Balta, Orhan Güleç ve İsmail Dağ’ı gözaltına alıyor.. Balta ve Güleç tutuklanırken her iki astsubayında “Işık Evleri” mensubu oldukları ve lise çağlarında tarikatla ilişkiye geçtikleri anlaşılıyor.
Tutuklanan Astsubay Ali Balta ışık evleriyle ilişkilerini anlatıyor.
“Denizli de lisedeyken 1 yıl kadar ışık evlerine gitmiştim. Astsubay Meslek Yüksek Okuluna geldiğimizde kendi düşüncelerime yakın öğrencilerle arkadaşlık etmeye başladım. Okuldan mezun olurken şu anda ismini vermek istemediğim ve öğrenciliğim sırasında tanıdığım ışık evlerinden bir ağabeyimiz bana Kayseri’ye gittiğimde orada ışık evlerinden kişilerin bize ulaşacağını söyledi. Ben 15 Eylül 2006 tarihinde birliğime katıldım. Birkaç gün sonra Tarık isimli şahıs bana bir iki dakika beklememi söyledi. Şu anki ev arkadaşlarım olan İ.D. ve O.G astsubayları da alarak yanıma geldi. Bize İzmir’den arkadaşları tarafından arandığını, bizlerin telefon numaralarının ve isimlerimizin verildiğini, burada bize kendisinin ağabeylik yapacağını, sorunlarımızı ona anlatmamızı, bizim ile bundan sonra kendilerinin ilgileneceğini söyledi.”
Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığıca yürütülen Işık Evleri soruşturması halen sürüyor. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında olayın Fethullah Gülen’e kadar uzanabileceği de olasılıklar arasında yer alıyor.
Meclisin tatile gireceği son günün gece yarısı AKP meclisten bir yasa geçirdi. Bu yasa da siviller hangi konularda suç işlerse işlesin mutlak sivil mahkemelerde yargılanmalarının yolu açıldı.
Bu yasa Fethullah Gülen ve benzeri yapılanmalarının askeri yargıdaki soruşturmalarına sivil kalkan oluşturuyor. Cumhurbaşkanı Bay Abdullah Gül bu yasayı onaylarsa, TSK içinde devam eden Işık Evleri soruşturmasında Fethullah Gülen ismine somut olarak ulaşılsa bile askeri savcılık hiçbir işlem yapamayacak.
Böylece Fethullah Gülen bir kez daha aklanarak Amerika’da ki çiftlik hayatına devam edecek.
Son kopartılan yaygaradaki sahte fotokopi belge ne diyordu? “AKP ve İrticacı Gülen hareketi çökertilerek bitirilecek.”
Vay, vay ki, vay
Ilımlı İslam Cumhuriyetinin aldığı yolun uzunluğuna bakın.
Büyük Orta Doğu (BOP) Projesi işi hangi aşamalara kadar getirmiş.
Sivas Madımak katliamının 16. yılında bağnazlığın ve yobazlığın aldığı yola bakınız.
Sivas canilerine daha dün Refah Partisi toz kondurmuyordu. Onun Adalet Bakanı Şevket Kazan katillerin avukatlığını yapıp cezaevinde ziyaret ediyordu.
Bugün Fethullah Gülen ve cemaati için neler, neler yapılıyor.
Deniz Feneri,
Işık Evleri
İsmail Ağa Cemaatinin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nun hac ziyaretinde Atatürk Hava Limanının işgal edilmesi dinciliğin ve cemaatçiliğin, dindar yurttaşımızın yaşamına ipotek koyması.
Genişleyen dincilik, daralan çember, ekonomide iflasın eşiğine gelmiş bir ülke.
Bay Başbakan konuşuyor.
CHP’ye çok kızıyor.
Ortalık cemaatlerin toz dumanından geçilmiyor.
TRT ekranlarında küçük Arthur orucunu bozduğu için gökten inen meleklerce cezalandırılıyor.
Yaşamın bütün ipleri dinciliğin, cemaatçiliğin ellerine bırakılıyor.
Ülkede bir şeyler oluyor.
Neler oluyor?
Ne dersiniz?
Neler, neler oluyor?
AŞUR EYLEN
|