*
DÜN DE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
BUGÜN DE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
İçerden Türban
Dışardan PKK
Avrupa ve ABD’den Küresel Sermaye
Ülkemizin bölünüp parçalanmak istenmesi ilk değil. Bu filmi biz Kurtuluş Savaşı öncesi de izlemiştik.
Bugün bölüp parçalama senaryosu yazanlar, başrol oyunculuğuna soyunanlar ve figüranlar aynı karakter oyuncuları.
Değişik olan ne?
Tarihler arasına sıkıştırılmış zaman denilen ihanetler.
Dün bu ihanetlerin temsilcileri saltanat ve hilafet makamında oturan Vahdettin ve Damat Ferit Paşa başkanlığındaki hükümet.
Aciz, haysiyetsiz ve korkak.
Ülkesine inanmamış, kendine güvenmemiş, aşağılık kompleksi içinde Avrupalı ve Amerikalıların kuyruğuna takılıp ülkeyi Birinci Dünya Savaşına sürüklemiş, daha sonra da kendi hayatlarını kurtarmak uğruna soysuzlaşarak sömürgecilerin gemilerine binerek kaçmayı marifet sanan saltanatın ve hilafetin temsilcileri idi.
İhanet bir başlamaya görsün. İhanetlerin ardı arkası kesilmez. İşte bu ihanetçi soysuzların arkalarında bıraktıkları paramparça edilmiş bir ülke, silahları ellerinden alınmış bir ordu, işgal altında kan ağlayan bir Anadolu.
Mustafa Kemal Atatürk bu ihaneti “Nutuk”ta şöyle anlatıyor.
“1919 yılı Mayıs’ının 19 ncu günü Samsun’a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir:
Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu grup 1. Dünya Savaşında yenilmiş, Osmanlı Ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes antlaşması imzalamış. Büyük Savaş’ın uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir düşürülmüş, milleti ve memleketi birinci dünya savaşına sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilafet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet aciz, haysiyetsiz ve korkak. Yalnız padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı gelmekte.
Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta.
İtilaf Devletleri, ateşkes antlaşmasının hükümlerine uymayı gerekli dahi bulmuyor. Birer bahaneyle ülkenin her yerini işgal ediyor.
Bundan başka memleketin her tarafında Hıristiyan azınlıklar gizli veya açıktan açığa kendi özel emel ve maksatlarını gerçekleştirmeye, devleti bir an önce çökertmeye çalışıyorlar.
Bu Hıristiyan azınlıklar İstanbul Rum Patrikhanesinde kurulan MAVRİ MİRA HEYETİ ileride çeteler kurmak ve idare etmek, gösteri toplantıları ve propagandalar yaptırmakla meşgul. Mavri Mira Heyeti tarafından yönetilen Rum okullarının izci teşkilatları, yirmi yaşından yukarı gençleri de içine almak üzere her yerde kuruluşunu tamamlıyor.
Ermeni Patriği Zaven Efendi de, Mavri Mira Heyeti ile birlikte çalışıyor. Ermeni hazırlığı da tıpkı Rum hazırlığı gibi ilerliyor. Trabzon, Samsun ve bütün Karadeniz sahillerinde örgütlenmiş olan ve İstanbul’daki Merkeze bağlı bulunan Pontus Cemiyeti hiçbir engelle karşılaşmadan kolaylıkla ve başarıyla çalışıyor.
Memleket içinde ve İstanbul’da ulusal varlığa düşman kuruluşlarda bir bir ortaya çıkıyor. Bunlar arasında Diyarbakır, Bitlis, Elazığ illerinde, İstanbul’dan idare edilen Kürt Teali Cemiyeti yabancı devletlerin himayesi altında bir Kürt devleti kurmaya çalışıyor.
Konya ve dolaylarında İstanbul’dan yönetilen Teali-i İslam Cemiyetinin kurulmasına çalışılıyordu. Memleketin hemen her tarafında İtilaf ve Hürriyet, Sulh ve Selamet Cemiyetleri vardı.
İstanbul’da önemli sayılabilecek kuruluşlardan biri de İngiliz Muhipler Cemiyeti idi. Hainler İngilizlerin adının altına sığınmışlardı. Bu derneğe girenlerin başında Osmanlı Padişahı ve Halife-i Rüy-i Zemin unvanını taşıyan Vahdettin, Damat Ferit Paşa, Dahiliye Nazırı olan Ali Kemal ve Mehmet Ali Beyler ile Sait Molla bulunuyordu. Dernekte Frew (Fru) gibi İngiliz Milletvekillerinden bazı macera heveslileri de vardı. Derneğin başkanı da Rahip Frew idi.
Bu derneğin iki yönü vardı. Biri açık yönü İngiliz himayesini sağlamak. Öteki de gizli yönüydü. Asıl faaliyeti bu gizli yönündeydi. Memleket içinde örgütlenerek isyan ve ihtilal çıkarmak, milli şuuru felce uğratmak, yabancı müdahalesini kolaylaştırmaktı. Sait Molla bu Derneğin her türlü faaliyetlerinin önünde koşuyordu.
İstanbul’da erkekli kadınlı ileri gelen bir kısım kimselerde gerçek kurtuluşun Amerikan Mandasında olduğu görüşündeydiler. Bu görüşte olanlar, düşüncelerinde çok direndiler en doğru yolun kendi görüşlerinin benimsenmesinde olduğunu ispata çok çalıştılar.
Kurtuluş için nasıl bir karar akla gelebilirdi?
Bu konuda yaptığım gözlemlerde üç türlü karar ortaya atılmıştı.
Birincisi, İngiliz himayesini istemek,
İkincisi, Amerikan Mandasını istemek,
Bu iki türlü karar sahipleri, Osmanlı Devletinin bir bütün halinde korunmasını düşünenlerdi. Osmanlı topraklarının çeşitli devletler arasında taksimi yerine, İmparatorluğu tek bir devletin koruyuculuğu altında bulundurmayı tercih edenlerdi.
Üçüncü karar, bölgesel kurtuluş çarelerine başvurmaktı. Söz gelişi, bazı bölgeler kendilerinin Osmanlı Devletinden koparılacağı görüşüne ondan ayrılmama tedbirlerine başvuruyordu. Bazı bölgelerde Osmanlı Devletinin ortadan kaldırılacağını ve Osmanlı ülkesinin taksim edileceğini, oldubitti kabul ederek kendi başlarını kurtarmaya çalışıyordu.”
İşte, Mustafa Kemal Atatürk’ü Samsun’a çıkartan koşullar bunlardı.
Bugün ülkemizin içine sürüklendiği koşullar Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkma koşullarına benzeşmiyor mu?
Bu koşulları, Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümüyle iktidarı ele geçiren mandacı ve işbirlikçi siyasilerimiz hazırlamadı mı?
Bugün AKP iktidarının meclisten çıkardığı yasalara baktığımızda ülkemizin koşulları hiçte 1919’dan farklı değil. Eksiği yok, fazlası var.
Yabancıların Mülk Edinme Yasası, Petrol Yasası, Vakıflar Yasası, Özelleştirmeler, Avrupa Birliği Uyum Yasaları, Bankaların Yabancı Sermayeye Satılması, Kıbrıs’ın çözümsüzlük çözüm değil diye diye pazarlanması, ABD ile kapılar arkasındaki anlaşmalar vb.
AKP iktidarının işbirlikçiliği saymakla bitmez. Bunu yazmaya ne gazete sütunları nede kağıtlar yeter.
Bütün bunların hepsine bir de Başbakan’ın BOP eş başkanlığını eklersek işin aslı anlaşılır.
İngiliz Muhipler Cemiyetinin üyeleri kimlerdi?
Vahdettin, Damat Ferit Paşa, Ali Kemal, Sait Molla.
BOP eş başkanı kim?
Recep Tayip Erdoğan
İngiliz Muhipler Cemiyeti, Kürt Teali Cemiyeti, Teali-i İslam Cemiyeti, İtilaf ve Hürriyet, Sulh ve Selamet Cemiyetlerinin amaçları ne idi?
Ülkemizi bölüp, parçalayıp emperyalizmin emirlerine sunmak.
BOP’un amacı ne?
Ortadoğu ve Asya toprakları üzerindeki 22 ülkenin sınırlarını değiştirmek
BOP’un Ortadoğu ve Asya topraklarındaki bu amaçlarının gerçekleşmesi için başkanlık yapan kim? Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı.
Başbakan’a bu görevi kim verdi?
Herhalde TBMM değil.
Peki kim?
BOP’un gerçek sahibi ABD.
Ülkemizdeki durumun vahameti 1919’dan farklı mı?
Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’ta bu kararlar için ne diyor du?
“Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardır. O da milli hakimiyete dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak.”
Bu kararın dayandığı en güçlü muhakeme ve mantık şuydu.
“ Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklale sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, istiklalden yoksun bir millet, medeni insanlık dünyası karşısında Uşak olma mevkiinden yüksek bir muameleye layık görülemez.”
AKP’nin işbirlikçiliği, PKK’nın saldırganlığı, küresel sermayenin işgali, türbanın ılımlı İslam adına dayatılması, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözlerini hazmedemeyen güçlerin ortak sesleri değil mi?
Bu nedenle, ülkemize dün de inadına Mustafa Kemal Atatürk gerekliydi. Bugün de inadına Mustafa Kemal Atatürk gerekli.
Aşur EYLEN
|