*
ANKARA BİR BAŞKA GÜZELDİ
9 Aralık ta Ankara bir başka güzeldi.
Dostlar memleket sevdalarını yüreklerinin coşkunluğuyla meydana koydular.
Adalet istediler, hukukun üstünlüğünü istediler., hukuka ve hukukçuya saygı istediler. Yargının bağımsızlığının türk insanının onuru gururu olduğunu dosta düşmana gösterdiler.
“Yargı hukukçuların işidir.” Vurgusuyla cumhuriyetin vazgeçilmezliğini körlere, sağırlara dilsizlere memleketi babalar gibi satanlara, işbirlikçilere Tandoğan Meydanın dan yeni baştan bir kez daha anımsattılar.
Türkiye Barolar Birliği ve Bizkaçkişiyiz Platform üyelerinin Tandoğan da ki onurlu duruşu cumhuriyetin onuruydu. Mustafa Kemal Atatürk ün gururuydu.
Pazar sabahının erken saatlerinde Tandoğan Meydanı dostlarına kucağını açmıştı. Bayrak satıcıları köşelerini paylaşmış, alanın girişini kırmızı beyaz renklerle süslemişlerdi. Televizyonların yayın araçları yayın için platformun tam karşısına yerleşmiş, günü yansıtabilmenin heyecanlı hazırlıklarını yapıyordu. Kanaltürk televizyonunun yayın araçları alana erken gelen insanların yorgunluklarını paylaşmak için kapılarını sonuna kadar açmıştı. İstanbul dan gelen 80 yaşlarında cumhuriyetle varlığını bulduğunu söyleyen bir anne Kanaltürk aracının içinde yorgunluğunu göğsünde taşıdığı Danıştay şehidi Mustafa Özbilgin in resmini okşayarak gideriyordu. Yüreğindeki acı gözlerinden akan damla-damla gözyaşlarıydı. Gözyaşlarını yanağından alıp yüreğime sardığımda 80 lik cumhuriyet annesi “yüreğimin sesi oldun evladım” deyince günün anlamının kadınlarımız için ne kadar önemli olduğu oradaki gazeteci arkadaşlarımızın ilk tanıklığıydı. Tandoğan Meydanın da ki coşku kadınlarımızın cumhuriyet devrimleri ile birlikte kazandığı özgürlük türküsüydü.
Kanaltürk meclis muhabiri ve kameramanı Cengiz Ankara da ki gazeteci dostlarımdan biriydi. Kanaltürk ün eli, ayağı, dili olmuştu. Kanaltürk çalışanı değil televizyonun gerçek sahibi gibiydi. Kanaltürk patronu Kanaltürk çalışanıydı. Onların günle ilgili duyguları bir başka mutluluktu. Uzun zamandır üzerlerindeki iktidar baskısından söz ederken cumhuriyete inanmışlığın fotoğrafını veriyordu. Bu fotoğraf Kurtuluş Savaşı’mız da ki fotoğrafa ne de çok benziyordu.
Aralık ayında Ankara’da hava düşmana inat bir başka güzeldi. Güneş, Anıtkabir’den Mustafa Kemal Atatürk sıcaklığını meydanı dolduran konuklarına armağan ediyordu. Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhuriyeti türk gençliğine armağan ettiğinin kokusu geliyordu.
Tandoğan alanı boştu. Polisin kurduğu güvenlik bariyerlerinin arka taraflarında gelincik tarlalarının kırmızı beyaz renkleri gökyüzünü coşkuyla selamlıyordu. Dostlarımız hipodrom tarafından alana girmenin heyecanı içinde hep bir ağızdan yeri göğü inletiyorlardı. “Adalet istiyoruz, adalet istiyoruz...” haykırışları Ankara’nın diğer ucuna ulaşıyordu.
Polis güvenlik bariyerlerini açtığında en önde hukukçularımız vardı. Cübbeleri üzerlerinde baro başkanlarının öncülüğünde alana giriyorlardı. Hukukun üstünlüğüne inanmış bu dostlarımızı Aşık Mahsuni Şerif’in “sarı saçlım mavi gözlüm neredesin” türküsü karşılıyordu. Bu onurlu dik yürüyüş görülmeye değerdi. Cumhuriyet, Mustafa Kemal Atatürk, bu ülke sahipsiz değildi. Ülkenin gerçek sahipleri onurlu dik başlarıyla ABD ye inat AB ye inat, dincisine, bölücüsüne inat, ülkeyi emperyalistlerin çiftliği haline dönüştürenlere inat yürüyorlardı. Adalet adına, hukuk adına yüreklerini meydana koymuşlardı.
Hukukçularımızın ardında Bizkaçkişiyizi milyonlarla buluşturanlar Tandoğan meydanını gelincik tarlasına dönüştürmüştü. Kadınlarımız en öndeydi. Yaşlısıyla, genciyle yüreklerinde Mustafa Kemal Atatürk sevdası, dillerinde memleketin bağımsızlık türküleri vardı. Hipodromdan akan coşkunun arkası önü kesilmiyordu. İnançlı ve karalı insanlar hep birlikte Ankara nın duyması için Mustafa Kemal in askerleriyiz sevdasını haykırıyordu. En güzeli binlerce insanın birbirine karşı saygısı, hoşgörüsü ve sevgisiydi. Milyonlar bu inançla birbirini kucaklıyordu. Biz milyonuz özlemi hasretlerini Tandoğan Meydanında bir kez daha buluşturmuştu.
Platformda konuşmacılar için hazırlanan küsüye milyonlarca göz bakıyordu. Mikrofonda tandık bir yüz, tanıdık bir ses milyonların sevdasını bir kez daha dostlarıyla paylaşıyordu. Aklaşmış saçıyla o cumhuriyetin en delikanlısı, Mustafa Kemal Atatürk’ün sevdalısı Tuncay Özkan’dı. “Adalet istiyoruz” selamı Tandoğan Meydanını meclise kadar taşımıştı. Tuncay Özkan’la Tandoğan alanı nede güzel şenlenmişti. Coşku, sevgi seline dönüşmüştü.
Kürsüdeki konuşmacılar hukukun üstünlüğüne inanmış saçlarını hukuk adına aklandırmış hanımefendi ve beyefendilerdi. Hukukun sadece kendilerine değil herkese gerekli olduğunu hukuku ulemanın dili sananlara son bir hukuk dersi gibi anımsatıyordu.
Ankara 9 Aralık Pazar günü bir başka güzeldi.
Tandoğan Meydanı kırmızı beyaz gelincik tarlalarıyla mutluydu. Milyonlar cumhuriyet inancını hukukun üstünlüğünü hep birlikte türküleştirmişti.
Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesiydi. Kimsesizler cumhuriyete milyonların yüreğiyle sahip çıkıyordu. Anıtkabirde Mustafa Kemal Atatürk bu milyonlarla guru duyuyordu.
Ankara da mutsuzlar yok muydu?
Onlar Büyük Ortadoğu Projesi “BOP” yatağında mışıl-mışıl uyuyorlardı.
Tandoğan Meydanı uykularına bir rüya oyuncağı armağan ediyordu. Oyuncağın adı çelik çomaktı.
Tandoğan mitingi kırmızı karanfillerin türküleriyle yurdumun bir başka ilinde buluşma özlemiyle sonlanıyordu.
Ankara mutluydu, Tandoğan Meydanı mutluydu. Mutluluklar paylaşıldıkça güzeldi.
Ne mutlu bizlere...
Ne mutlu Mustafa Kemal Atatürk’e....
AŞUR EYLEN
|